12-2024

Kumar; insana yaratıcısını unutturan, namaz kılmaktan alıkoyan, tembelliğe ve atalete sürükleyen, çalışma gücünü yok edip insanlar arasına kin ve düşmanlık tohumlarını saçan haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında unutulmaz ve onarılmaz yaralar açan oyunların her türlüsü İslam dininde haram kılınmıştır.

Türkiye'nin yüzde 87'si yoksulluk sınırının altında bir gelirle geçiniyor.
Yüzde 54'ü açlık sınırının altında gelire sahip.
Geri kalan yüzde 13 sınırsız bir zenginlik ve bolluk içinde yaşıyor.
Bu verilerle gelir adaletsizliğinde dünya birinciliğine yükseldik

İsrail ile ticareti eleşiren “Gemiler Gazze’ye bomba taşıyor” diye pankart taşıyan gençler tutuklandı. utukla-nan Şeyma Yıldırım’ın annesi Handan Turan iseadâlete olan inancının kalmadığını belirterek, şunlarıkaydetti: “Gerçekten ülkeme olan artık adâlet düşün-cem tamamen yok oldu. Yani bu çocuklar hiçbir şeyyapmadı. Sadece insanlığı savundular, adâleti savun-dular. İnsanların bu duruma gelişi onların vicdanınasığmadı. Yani bu mudur adâlet? Hani biz Filistin’in ya-nındaydık? Hani biz Filistin’dik. Ne oldu? Filistin içinneden bir en ufak atılan adımlar hemen hapisle sonuç-lanıyor? Filistin’in yanında olmamız bu mudur?" diye konuştu.

"Haccın bahusus taarrüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslamiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslamı, İslam aleyhinde istihdama zemin ihzar etti."
"İşte Hint, düşman zannederek, hâlbuki pederini öldürmüş, başında oturmuş bağırıyor. İşte Tatar, Kafkas, öldürülmesine yardım ettiği şahıs, biçare valideleri olduğunu, 'ba'de harabi'l-Basra' anlıyor. Ayak ucunda ağlıyorlar. İşte Arap, yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürüp, hayretinden ağlamayı da bilmiyor. İşte Afrika, biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vâveylâ ediyor."
"İşte âlem-i İslam, bayraktar oğlunu gafletle bilmeyerek öldürmesine yardım etti, valide gibi saçlarını çekip âh ü fîzar ediyor. Milyonlarla ehl-i İslam, hayr-ı mahz olan sefer-i hacca şedd-i rahl etmek yerine, şerr-i mahz olan düşman bayrağı altında dünyâda uzun seyahatler ettirildi. Fa'tebirû." (Sünuhat, Rüyanın Zeyli)

nsan Hakları Evrensel Beyanna-mesi, 10 aralık 1948 yılında Birleş-miş Milletler tarafından kabuledilmiş ve insan şeref ve haysiyeti-ni korumayı hedeleyen çok önem-li bir belge olarak insanlık tarihinegeçmiştir. ancak bu beyannamenin ifadeettiği değerlerin kökleri, asırlar öncesinekadar uzanır. Peygamber Efendimizin(asm) Veda Hutbesi’nde dile getirdiği hakve adalet ilkeleri, insan haklarına dair ci-hanşümul mesajların İslâm medeniyetin-deki temellerinden birini oluşturur. Buiki metin, tarihî ve coğrafî farklılıklararağmen, insan hakları ve insanlık haysi-yet ve şerefiyle alâkalı ortak değerleri sa-vunma noktasında birleşir

Bediüzzaman Said Nursî 1911 yılında Şam Emevi Camiinde verdiği hutbe ile İslam Aleminin düştüğü hastalıklar altı madde olarak sıralamış ve bunun ilaçlarını anlatmıştır.
Birincisi: Ye’sin, ümitsizliğin içimiz- de hayat bulup dirilmesi.
İkincisi: Sıdkın hayat-ı içtimaiye-i siyasiyede ölmesi.
Üçüncüsü: Adavete muhabbet.
Dördüncüsü: Ehl-i imanı birbirine bağlayan nurânî rabıtaları bilmemek.
Beşincisi: Çeşit çeşit sârî hastalıklar gibi intişar eden istibdat.
Altıncısı: Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasretmek.
Bu altı dehşetli hastalığın ilâcını da, bir tıp fakültesi hükmünde hayat-ı içtimaiyemizde eczahane-i Kur’âniyeden ders aldığım “Altı Kelime” ile beyan ediyorum. Mualecenin esasları onları biliyorum.
(Geniş bilgi için Hutbe-i Şamiye)

Suriye’de Baasrejiminin devrilmesi-nin ardından GolanTepeleri’ndeki tamponbölgeyi işgal etmesinin,1974’te İsrail ile Suriyearasında imzalananKuvvetlerin Ayrıştırıl-ması Anlaşması’nın ih-lâli olduğunu belirtti.Arap ülkeleri de İsra-il’in Suriye topraklarınıişgal etme girişiminekarşı bir arada hareketetme ve olağanüstütoplanma çağrısıyaptı.

Antalya Muratpaşa'da Fatih Sultan Mehmet Camisinin avlusunda 3 gün aç bilaç bankta oturan İsmail Şorabay adındaki adam ölü bulundu. Bu durum camiye ismi konulan Fatih'in devrinde meşhur olmuş bir kıssayı hatırlattı. İstanbul'da zekat verecek yoksul bulamayınca zekatını bir kese içinde ağaca asmış ve ihtiyacı olun alsın notu iliştirmiş ve aylaca o para kesesine dokunan olmamış.

Beşer esirliği parçaladığı gibi ecirliği de parçalayacaktır
Bir rüyâda demiştim: Devletler, milletlerin hafif muhârebesi, tabakât-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevkî ediyor.
Zîrâ beşer, edvârda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecîr olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor.
Beşerin başı ihtiyar; edvâr-ı hamsesi var. Vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esâret, şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır, geçiyor.
(Sözler)

Yeni Asya Genel Yayın Yönetmeni Kâzım Güleçyüz bir başsağlığı X mesajı bahanesiyle şafak baskınıyla evinden alınıp Silivri cezaevine atılmasının 5

Yeni Asya gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni ve başyazarı iken X hesabından yayınladığı taziye mesajından dolayı 58 gün Silivri Cezaevinde tutulduktan sonra 19 Aralık 2024 tarihinde 23:00 sularında tahliye edildi.

"Aç canavara karşı tahabbüb(sevgi gösterisi); merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister."

Dünya para birimlerinin satın alma gücünü gösteren Big Mac endeksine göre; Türkiye pahalılıkta zirve yaptı.

MANZARA-İ UMUMİYE
Sınırsız zenginlik içindekiler: %13
Yoksulluk sınırının altındakiler: % 87
Açlık sınırının altındakiler: % 54

Beşerin hayat-ı içtimaîsinde bütün ahlâksızlığın ve bütün ihtilâlâtın menşei iki kelimedir:
Birisi: "Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse bana ne."
İkincisi: "Sen çalış, ben yiyeyim."
Bediüzzaman Said Nursî

Rüyanın zeyli
Rüya hacda sükût etti. Çünkü, haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti. Cezası da keffâretü’z-zünub değil, kessâretü’z-zünub oldu. Haccın bahusus taarrüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslâmı, İslâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti.
İşte Hint, düşman zannederek, halbuki pederini öldürmüş, başında oturmuş bağırıyor.
İşte Tatar, Kafkas, öldürülmesine yardım ettiği şahıs, biçare valideleri olduğunu, "ba’de harabi’l-Basra" anlıyor. Ayak ucunda ağlıyorlar.
İşte Arap, yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürüp, hayretinden ağlamayı da bilmiyor.
İşte Afrika, biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vâveylâ ediyor.
İşte âlem-i İslâm, bayraktar oğlunu gafletle bilmeyerek öldürmesine yardım etti, valide gibi saçlarını çekip âh ü fîzar ediyor.
(Bediüzzaman Said Nursî, Sünuhat)














