06-2023

"Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz." (Bediüzzaman)

Cumhuriyet ki (HAŞİYE) adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir. (Bediüzzaman Said Nursî)

Akredite; yetkili, resmi olarak tanınan, onaylanmış anlamına gelir. Her yıl 9 Haziran günü Dünya Akreditasyon günü olarak kutlanır.

First Republic Bank'ta 2014 yılında çalışmaya başlayan Erkan, burada çalıştığı yaklaşık 8 yıl süresince eş icra kurulu başkanı (Co-CEO), başkan, yönetim kurulu üyesi, yatırım direktörü, mevduat direktörü ve risk eş direktörü olarak görev yaptı.

Eski CHP Milletvekili Abdüllatif Şener, cumhurbaşkanı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu'na değil Sinan Oğan'a oy verdiğini açıkladı. Partisinden istifa ettiğini belirten Şener, ikinci turda ise geçersiz oy kullandığını söyledi. Ama Şener'in oy kullandığı sandıktan geçersiz oy çıkmadığı ortaya çıktı.

Türk-İş "Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması" mayıs ayı verilerini açıkladı. Buna göre açlık sınırı 10 bin 362 TL, yoksulluk sınırı ise 33 bin 752 TL olarak belirlendi.

Sıffin Savaşı Kur'an-ı Kerim yapraklarının mızrakların uçlarına takılarak savaşıldığı tarihin en korkunç savaşlarından biridir.

İmanı kurtarmak ve Kur’ân’a hizmet için, Mekke’de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünkü en ziyade burada ihtiyaç var. (Bediüzzaman Said Nursî)

Rüyanın zeyli
Rüya hacda sükût etti. Çünkü, haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musîbeti değil, gazap ve kahrı celb etti. Cezası da keffâretü’z-zünub değil, kessâretü’z-zünub oldu. Haccın bahusus taarrüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslâmı, İslâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti.
İşte Hint, düşman zannederek, halbuki pederini öldürmüş, başında oturmuş bağırıyor.
İşte Tatar, Kafkas, öldürülmesine yardım ettiği şahıs, biçare valideleri olduğunu, “ba’de harabi’l-Basra” anlıyor. Ayak ucunda ağlıyorlar.
İşte Arap, yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürüp, hayretinden ağlamayı da bilmiyor.
İşte Afrika, biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vâveylâ ediyor.
İşte âlem-i İslâm, bayraktar oğlunu gafletle bilmeyerek öldürmesine yardım etti, valide gibi saçlarını çekip âh ü fîzar ediyor.
Milyonlarla ehl-i İslâm, hayr-ı mahz olan sefer-i hacca şedd-i rahl etmek yerine, şerr-i mahz olan düşman bayrağı altında dünyada uzun seyahatlar ettirildi. “Fa’tebirû” (İbret alınız!)
“Zaruret yasakları mübah kıldığı gibi zorlukları da kolaylaştır.” Korkaklıkta darb-ı mesel hükmünde olan tavuk, çocukları yanında iken şefkat-i cinsiyesiyle câmusa saldırır. İşte dehşetli bir cesaret...
Hem darb-ı mesel olmuş, keçi, kurttan havfı, ıztırar vaktinde mukavemete inkılâp eder; boynuzuyla kurdun karnını deldiği vâkidir. İşte harika bir şecaat...
Fıtrî meyelan, mukavemetsûzdur. Bir avuç su, kalın bir demir gülle içine atılsa, kışta soğuğa mâruz bırakılsa, meyl-i inbisat demiri parçalar.
Evet, şefkatli tavuk cesareti, hamiyetli keçi ıztırarî şecaati gibi fıtrî bir heyecan, demir güllede su gibi zulmün burudetli husumet-i kâfiranesine maruz kaldıkça herşeyi parçalar. Rus mojikleri buna şahittir.
Bununla beraber imanın mahiyetindeki hârikulâde şehamet, izzet-i İslâmiyenin tabiatındaki âlempesent şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir.
Birgün olur elbette doğar şems-i hakikat
Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet-i âlem?
Sünûhat, s. 71-73
LÛGATÇE:
keffâretü’z-zünub: Günahların keffareti.
kessâretü’z-zünub: Günahların çoğalması.
taarrüf: Tanışma.
tevhid-i efkâr: Fikir ve görüş birliği.
teavün: Yardımlaşma.
teşrik-i mesai: Çalışma ortaklığı, işbirliği yapma.
tazammun: İçine alma.
maslahat-ı vâsia-i içtimaiye: Topluma ait büyük fayda.
Ba’de harabi’l-Basra: Basra yıkıldıktan sonra. Mec. İş işten geçtikten sonra.
şedd-i rahl: Yola çıkma, yolcu olma.
havf: Korku.
mukavemet-sûz: Dayanılmaz.
meyl-i inbisat: Genişleme meyli.
burudet: Soğukluk, soğuk olma.
âlempesent: Âlemce meşhur, dünyaca takdir edilen.

















