03-2023

Resûlullah (s.a.v.) buyurdular:
"Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (Keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: “Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?” buyurur.” (İbn Mâce, H. no: 1388)

45 bin kayıtlı ölümün olduğu, on binlerce binanın yıkıldığı deprem felaketinin ardından bir yetkili kişinin bile istifa etmemesi, yalnızca koltuğunu koruma refleksi içinde olması, kurtarma ekiplerini en kritik zamanlarada sahaya

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un “Kahraman Ordumuza” hitaben yazmış olduğu şiir, 12 Mart 1921 tarihinde Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir.

Adaylık ve Seçimi (Madde 101)
Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Tüm insanlığın ortak temel değeri olması gereken vicdan duygusunun önemine dikkat çekmek için her yıl 16 Mart tarihinde Dünya Vicdan Günü kutlanır. Dünya Vicdan Günü’nde vicdan duygusunun önemi ve anlamı ifade edilir. 16 Mart Dünya Vicdan Günü, 2003 senesinde İsrail buldozerleri tarafından ezilerek hayatını kaybeden Rachel Corrie’ye ithaf edilir.

İkinci nokta : Hadiste var ki: "Hatta deniz dibindeki balıklar dahi günahkar ve zalimlerden şekva ediyorlar ki, onların yüzünden yağmur kesilir, hatta bizim de nafakamız azalır" derler. 1 Evet, bu zamanlarda öyle günahlar, zulümler oluyor ki, rahmet istemeye yüzümüz kalmıyor, masum hayvanlar da azap çekerler. Emirdağ Lâhikası

Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı,
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin,
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer..
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak
Boşanır sırtlara, vadilere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
(Çanakkale Şehitlerine, Mehmet Akif Ersoy)

Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde Türkiye, 140 Ülke Arasında 116. Sırada
2022 yılı Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde sıralamada yine 2021 yılında olduğu gibi Danimarka, Norveç ve Finlandiya başı çekti. Bu üç ülkeyi İsveç, Hollanda ve Almanya izledi.
Türkiye, 2021 yılında 139 ülke içinde 117.sıradayken 2022'de 0.42 puanla 140 ülke içinde 116. sırada kendine yer buluyor. Endekste Türkiye’nin Meksika, Angola ve Mali gibi ülkelerin gerisinde kaldığı görülüyor.
2022 yılında son sıraları paylaşan ülkeler ise 2021 yılında da olduğu gibi Kamboçya Venezuela oldu. Bu ülkelerin yanı sıra sıralamada en geride bulunan diğer ülkeler, Afganistan, Kombo ve Haiti oldu.

arım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci'nin yaptığı sel açıklaması ile gündeme düştü. Vahit Kirişçi 17 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketi ile ilgili olarak Evet 15 canımızı aldı ama toprak suya kavuştu" yorumunu yaptı.

Adaylık ve Seçimi (Madde 101)
Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Büyük İzlam alimi, Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî'yi vefatının 63. yılında rahmetle anıyoruz

Ebu Hureyre (ra) rivayet ediyor: “Üç kişi vardır ki, duâlarını geri çevirmemek Allah üzerine bir haktır. Orucunu açıncaya kadar oruçlu, hakkını alıncaya kadar mazlûm, evine dönünceye kadar misafir.”

Dördüncü Cinayet: Avrupa, bizdeki cehalet ve taassup müsaadesiyle Şeriatı, hâşâ ve kellâ, istibdada müsait zannettiklerinden, nihayet derecede kalben üzülmüştüm.
Onların zannını tekzip etmek için, Meşrutiyeti herkesten ziyade Şeriat namına alkışladım.
Lâkin, yine korktum ki; başka bir istibdat tekrar o zannı tasdik eder diye, ne kadar kuvvetim varsa Ayasofya Camiinde mebusana hitaben feryat ettim ve söyledim ki: Meşrutiyeti meşruiyet ünvanıyla telâkki ve telkin ediniz. Tâ yeni ve gizli ve dinsiz bir istibdat, pis eliyle o mübareği ağrazına siper etmekle lekedar etmesin.
Hürriyeti âdâb-ı Şeriatla takyid ediniz. Zira cahil efrad ve avâm-ı nâs, kayıtsız hür olsa, şartsız tam serbest olsa, sefih ve itaatsiz olur.
Adalet namazında kıbleniz dört mezhep olsun. Tâ ki namaz sahih ola. Zira hakaik-ı Meşrutiyetin sarahaten ve zımnen ve iznen dört mezhepten istihracı mümkün olduğunu dava ettim.
Ben ki bir âdi talebeyim, ulemaya farz-ı ayn olan bir vazifeyi omuzuma aldım, demek cinayet(!) ettim ki, bu tokadı yedim.
ESDE (D.H.Örfî), s. 122
HÜKÛMETİ ADALET NAMAZINDA KIBLEYE İRŞAD
...Ben Otuz Bir Mart Hâdisesinde şuna yakın bir hal gördüm. Zira İslâmiyetin Meşrutiyetperver ve hamiyetli fedaîleri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i Meşrutiyeti Şeriata tatbik ile, ehl-i hükûmeti adalet namazında kıbleye irşad ve nâm-ı mukaddes-i Şeriatı Meşrutiyet kuvvetiyle i’lâ ve Meşrutiyeti Şeriat kuvvetiyle ibkà ve bütün seyyiat-ı sabıkayı muhalefet-i Şeriat üzerine ilkà etmek için bazı telkinatta ve teferruatın tatbikatında bulundular. Sonra sağını solundan fark edemeyenler –hâşâ– Şeriatı istibdada müsait zannederek tûtî kuşları taklidi gibi “Şeriat isteriz!” demekle hakikî maksat ortada anlaşılmaz oldu. Zaten plânlar serilmişti. İşte o zaman, yalan olarak hamiyet maskesini takınan bazı herifler, o ism-i mukaddese tecavüz ettiler. İşte cây-ı ibret bir nokta-i siyah!
ESDE (Münazarat), s. 191
LÛGATÇE:
âdâb-ı Şeriat: Şeriatın âdâbı, edepleri.
hakaik-ı Meşrutiyet: Meşrutiyetin esasını, özünü teşkil eden hakikatler.
ibkà: bâkileştirme, devam ettirme.
i’lâ: yükseltme, yüceltme.
istibdat: baskı ve zulüm.
sarahaten: açıkça, apaçık şekilde.
seyyiat-i sabıka: geçmiş fenalıklar.
zımnen: açıktan olmayarak, üstü kapalı.

















