03-2022

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal: “46'da Türk siyasetine düşen cemre bereket, refah, huzur getir-di. Millete soluk oldu. Toprağa bolluk oldu. Bu toprakları yeni-den berekete erdirecek bir damla düşüyor. Daha âdil, demokrat,huzurlu ve müreffeh bir Türkiye Demokratlarla mümkün.”

Leningrad Kuşatması'ndan sağ kurtulan' 77 yaşındaki Rus protestocu gözaltına alındı
Rusya'da polis, St. Petersburg'daki savaş karşıtı eyleme pankartlarıyla gelen 77 yaşındaki Yelena Osipova'yı gözaltına aldı.

Ormanlar yandı, uçak yok deyip seyrettiniz,
Denizler kirlendi önlem almadınız,
Maden atıkları barajlara aktı zarasız dediniz.
Zeytinlikleri madenciliğe açtınız,
Mazotu pahalandırdınız, çiftçiye kota koydunuz, ekim yasağı getirdiniz, dışa bağımlı yaptınız ve daha neler neler...
Bu topraklar size ne etti?

Aktörlükten başkanlığa gelen Ronald Reagan "SSCB'yi dağıtan lider" olarak tarihe geçti. Ukrayna'yı işgal etmeye kalkışan Putin, dünyaya tek adam sisteminin ne kadar tehlikeli ve korkunç olduğunu gösterdi. Zelenski'nin direnişi insanlığın umudu oldu.

Çöl Fırtınası Harekâtı'ndan kar fırtınasına. Saddam'ın Kuveyt'i işgalinden Puni"in Ukraynayı işgaline. Tarih tekerrrür mü ediyor?

Âsım / Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle “Bu: Bir Avrupalı!”
Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya’yla berâber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ’ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakîkat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam ;
Atılan her Iağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre .
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sîs-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun’-i beşer ;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedî serhaddi;
“O benim sun’-i bedî’im, onu çiğnetme” dedi.
Âsım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i...
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni târîhe” desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
“Bu, taşındır” diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebrîz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy

Fransa’nın Cannes kentinde GYODER uluslararası yatırım toplantısında konuşan Nebati, enflasyonun 2023 Haziran seçimlerinden önce normale döneceğini belirtti. Yatırım çağrısında bulunan Nebati, “Bu ülkeye yatırım yaparsanız malınız da canınız da güven altındadır” dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Fransa’nın Cannes şehrinde düzenlenen Uluslararası Gayrimenkul Fuarı (MIPIM) 2022’yi ziyaret etti. Fuardaki, Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Uluslararası Yatırımcı Toplantısı’ndan konuşan Nebati, Türkiye’ye yatırım çağrısında bulundu.
“BÜROKRASİYİ ALAŞAĞI EDERİZ”
Bakan Nebati yabancı yatırımcılara mevzuatı değiştirme garantisi vererek, “Bir problem mi yaşadınız… Rahat olun. Bize hemen ulaşırsınız. Bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun. Mevzuatı da değiştiririz.” dedi.

Gemilerde “jurnal” adı verilen bir seyir defteri bulunur. Gemi limandayken ya da seyir halindeyken yaşanan gelişmeler bu jurnal defterine kaydedilir. Geminin rotası, hızı, geldiği ve gideceği liman, vardiya değişimleri gibi bilgiler jurnale not edilir.
Gemi sığ sulardan ve önemli su yollarından geçerken de jurnal sürekli güncellenir.
Örneğin, Cebelitarık Boğazı geçilirken “03:00 Cebelitarık’a girildi” , “07:00 Cebelitarık geçildi” gibi saat belirtilerek yazılır.
Keza İstanbul Boğazı’ndan geçerken “08:00 İstanbul Boğazına girildi, 10:00 kavaklar geçildi, 11:00 hisar geçildi, 13:00 İstanbul Boğazı geçildi” gibi sürekli notlar jurnal edilir.
Lakin aynı gemiler Çanakkale Boğazı’na geldiklerinde jurnal defterine bunlar yazılmaz.
Çanakkale Boğazı seyri tamamlandığında jurnale “09:00 Çanakkale çıkıldı” yazılır;
ya da “15:00 Şehitler Abidesi 2 milden selamlandı” şeklinde not düşülür.
Çünkü herkes bilir ki bu dünyada her yer geçilir ama Çanakkale GEÇİLMEZ!

Gel, bugün Nevrûz-u Sultanîdir. Bir tebeddülât olacak, acîb işler çıkacak. Şu baharın şu güzel gününde, şu güzel çiçekli olan şu yeşil sahrâya gidip bir seyran ederiz.
Sözler, 10. Söz, 10. Sûret, s. 93

Cenab-ı Hak, o kalemlerin siyah nur olan mürekkeplerini, hadis-i sahihin nassıyla, herbir dirhemini, yüz dirhem şehid kanı kıymetinde yevm-i haşir ve mizanda defter-i hasenatlarına ilâve eylesin. Âmin. (Kastamonu Lâhikası)

Her gün onlarca öğretmen veli ve öğrenci şiddetine maruz kalıyor. Fakat bu haber dahi yapılmıyor. Tersi bir durumda şikayetçi veli olunca öğretmene hemen soruşturma başlatılıp cezalandırılıyor. Halbuki işin başı eğim

Kuvvetim yok, kerametim yok, kemal-i me’yusiyetle âh vâh diyerek dergâh-ı İlâhiyeye müteveccih oldum. Ve bizim gibi kalbleri yanan çok zâtların hararetli âhları, benim âhıma iltihak ettiler. Hatırıma gelmiyor ki, acaba Şeyh-i Geylanî’nin duâsını ve himmetini, duâmıza yardım için istedim mi, istemedim mi bilmiyorum. Fakat her halde o eskiden beri Nurlar yeri olmuş bir yeri zulmetten kurtarmak için, bizim gibilerin âhlarını ateşlendiren onun duâsıdır ve himmetidir.
(Bediüzzaman Said Nursî)


















